Bir Sanat İşi Baklavacılık “Klasik Haliyle Kalmalı Baklava”

Nesilden nesile yaşatılan, bayramların, özel günlerin tadı haline gelen, ikramın en güzel halini temsil eden Baklavacılık.

13:01:36 | 2020-09-05

 

 

Haber/Foto:Elif Kurttaş

   Tarsus’un 50 yıldır en eski Baklavacılığını yapan Yücel Keleşoğlu bu mesleğe abileri sayesinde başladığını ifade ederek “1974 yılında abilerimle beraber Keleşoğlu Baklavayı kurduk. Tarsus’ta Sarılar, Kesmen bir de Özşahinoğlu vardı. Bizim stilimiz ondan sonraki nesile, daha değişik bir stille uygulamaya başladık. Onlar daha düz hamur açarlardı, biz ununu değiştirdik. Sert durum buğdayı kullanmaya başladık. Hala da o unu kullanıyoruz.” diyerek baklavanın lezzetinde sert durum buğdayının önemli olduğunu dile getirdi.

   Kuru baklava ve kaymaklı baklava yaptıklarını dile getiren Keleşoğlu “Baklavanın içine kaymak koymaya başladık. Şu an Tarsus’ta en eski baklavacı biziz. Hamur açmada da makinaya başladık. Çünkü yapacak usta kalmadı. Genelde tür olarak fıstıklı yapıyoruz. Spesiyal baklavamız ise kaymaklı baklava. İçerisinde doğal kaymak ve doğal irmik bulunuyor. Ortaya çok lezzetli bir tat ortaya çıkıyor. Uzun dayanmasını isteniliyorsa kaymak koymamak gerek çünkü 4-5 gün içerisinde bitirmek gerekiyor. Kuru baklava ise 10 gün gidebiliyor.” dedi.

Cevizli Baklava eskiden önemliydi”

  Cevizli baklavanın eskiden tercih edildiğin söyleyen Keleşoğlu “Cevizli baklava eskiden Tarsus’un önemli baklavalarından biriydi. Fakat sonradan Anteplilerin kullanmasından etkilenip birden Tarsus ve tüm Türkiye fıstığa geçti. Hiç kimse cevizliyi sormuyor. Ceviz daha ucuz. Fıstık çok daha pahalı. Eski Tarsuslular cevizliyi çok sever.” dedi.

   Şeker oranınız ise bir tepsiye 5 buçuk 6 çomaç koyduklarını, en büyük özelliklerinin ise glikoz kullanmadıklarını ifade ederek doğal Kayseri şekeri kullandıklarını ifade etti.

   Kötü bir baklavanın yapısının ağır olduğunu söyleyen Keleşoğlu “Boğazı yakar, hemen keser bir de mat olur. Her zaman baklavanın çıtır olması gerekiyor o çıtırtıyı duymamız gerek.” dedi.

   Pandemiden etkilendiklerini vurgulayan Keleşoğlu “Pandemiden dolayı 2 buçuk ay kafem kapandı, 1 ayda bu dükkânım kapandı. Neredeyse 100 gün kapalıydık. Tabi o dönem bir sarsıntı geçirdik ama toparladık yavaş yavaş. İsimden dolayı zaten insandan geliyor.” ifadelerini kullandı.

   Yapılan baklavacılık mesleğinin zorluklarını dile getiren Keleşoğlu “Bu mesleğe abilerimden dolayı dükkânda satış kısmında başladım. Eskiden 3’te kalkardım saat 1’e kadar sürerdi şimdi artık kolaylaştı.” diyerek bayramının, özel gününün olmadığını, çünkü bu günlerin hep iş yapılan günler olduğunu söyledi.

“Esnaflığın iyi olacak”

   Esnaflıkta insan ilişkilerinin önemli olması gerektiğini ifade eden Keleşoğlu “Eskiden olsa düşünürdüm ama iyi ki bu mesleği yaptım çünkü çok seviyorum. Esnaf olduğum için insan ilişkilerim iyi, pek çok insanı tanıma fırsatım oldu. Yurtdışından birçok insanla tanıştım. Esnaflık o kadar kolay değil, o işi bileceksin, uygulayacaksın çünkü Tarsus’ta da çoğu esnaf sürekli değişiyor.” diyerek elinden geldiğince müşteriyi hiçbir zaman kaçırmadığını dile getirdi.

“Bir kere beğendikten sonra her zaman aklında olanı tercih ediyorsun”

   Tercih edilen ürünün her zaman satın alındığını vurgulayan Keleşoğlu “Hafıza dediğimiz bir şey var bir kere beğendikten sonra her zaman aklında olanı tercih ediyorsun. Markacılığın en büyük avantajı da bu zaten. Müşterilerimin başka baklavaları da tatmalarını isterim sonuç olarak herkes kısmetini kazanır.  “ifadelerini kullandı.

   Her zaman klasik ve geleneksel baklavanın kalması gerektiğini söyleyen Keleşoğlu “İlk portakallı baklavayı biz yaptık. O dönem narenciye fiyatları çok düşüktü. Ama ben böyle değişikliklere karşıyım. Baklavayı klasik haliyle bırakmalıyız. Daha geleneksel haliyle kalmalı. Baklava, baklava gibi kalmalı.” diyerek baklavanın klasik halini sevdiğini söyledi ve sözlerini sonlandırdı.




ETİKET :  bir sanat işi baklavacılık keleşoğlu tarsus baklava

Tümü